Türk Lirası Nereye Gidiyor? | fnst.org

Türk Lirası Nereye Gidiyor?

News30.09.2020Emre Deliveli
picture alliance / ASSOCIATED PRESS | Emrah Gurel
picture alliance / ASSOCIATED PRESS | Emrah Gurel

Yazın büyük bir kısmında 7.70-7.90 aralığında kalan Euro-Lira paritesi (EURTRY), Ağustos ayının başında aniden yüzde 10 civarında artış gösterdi ve o tarihten beri 8.50-8.80 bandında seyretmeye devam ediyor. Diğer gelişmekte olan ülkelerin dövizleri genel olarak aynı kaldığı için söz konusu değer kaybının Türkiye'ye özgü olduğu kaydediliyor.

Lira daha fazla değer kaybedecek mi? Mevcut seviyelerde sabitlenecek ya da hatta değer mi kazanacak? Yabancı dövizleri milyarlar karşılığında satarak Lirayı savunan devlet bankaları ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), döviz kurunu Ağustos ayına kadar yapay olarak düşük tutmayı başardı. Bunun sonucunda, swap (Merkez Bankasının ticari bankalardan ödünç aldığı yabancı dövizler) piyasaları dikkate alındığında, TCMB'nin net rezervleri şu anda negatifte bulunuyor.  Merkez Bankası, büyük ihtimalle Ağustos ayının başında, rezervlerle kontrol altında tutmaya çalıştığı döviz kuruyla artık lirayı savunamayacağının farkına vardı ve pazar değerini bulmasına izin verdi. Peki, ama Liranın pazar değeri ne? Ve bu değer nasıl belirleniyor?

Ekonomistler, istatistik modeller kullanarak para birimlerinin "adil değerini" tahmin eder. Yakın zamanda Deutsche Bank ve Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından yapılan hesaplamalarda, bu adil değerin dolar/lira kuru (USDTRY) için 7.30 ila 7.50 arasında olduğu belirlendi. Gerçekten de Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından geçen yıl yayınlanan raporda da benzer sonuçlara ulaşıldı. Bu durum, EURUSD paritesinin de az da olsa değişebileceğini gösteriyor.

Ancak eğer panik başlar ve insanlar ekonomik, siyasal ya da hatta coğrafik nedenlerden ötürü Lira satmaya başlarsa bu durum, döviz kuru adil değerinin çok üzerine çıkarak ekonomistlerin "overshooting" yani ani arttırım adını verdikleri durum yaşanmasına neden olabilir. Böyle bir paniği neler tetikler? İlk olarak Türkiye'de halen 10 ila 15 milyar ABD doları kadar sıcak para (fon) yer alıyor. Yabancıların da mevduatları bulunuyor. Son istatistiklere göre yabancılar, Haziran ayında 1.5 milyar ABD doları çekti. Ancak en önemlisi, yerli halkta 186 milyar ABD doları kadar yabancı döviz mevduatı bulunuyor. Bu kişilerin cesareti kırılır ve mevduatlarını topluca çekmeye karar verirse EURUSD kuru için sınırın olmayacağı anlamına gelir.

Makro istatistikler de lira lehinde değil. Ekonomist Atilla Yeşilada'nın belirttiği gibi, dış borç amortismanları Eylül ayından yılın sonuna kadar 12-13 milyar ABD doları tutarında seyredecek. Yeniden borçlanma oranının hali hazırda %75 olduğu var sayıldığında bu kanaldan 3-4 milyar ABD dolarının ülkeden çıkacağı öngörülüyor. Dahası ekonomistler, en az Ekim ayına kadar ülkenin cari işlem açığının devam etmesini ve ardından dış finansman gerekliliğine 10-12 milyar ABD doları daha ekleneceğini tahmin ediyor.

Ancak günün sonunda, liranın kaderini belirleyecek olan siyasi reaksiyonlar olarak dikkat çekiyor. Eğer Erdoğan, Merkez Bankasının faizleri arttırmasına izin verir (TCMB hali hazırda ticari bankaları daha yüksek oranlarda fonlayarak "dolaylı arttırılmalar" uyguluyor ancak şimdiye kadar resmi arttırılamalara karşı koyuyor), Hazine Bakanı (ve damadı) Berat Albayrak'ı ve Merkez Bankası başkanını görevinden alıp yerlerine piyasalar tarafından güvenilen ve saygı duyulan kişileri görevlendirir ve işler daha kötüye giderse IMF'ye dönerse, EURUSD paritesi ilk baharda görülen değerlere kolayca geri dönebilir (7 seviyesine).  Eğer bunlar olmazsa, ekonomiyi harap edecek olan "iki basamaklı döviz kuru" tehlikesi de göz ardı edilemez hale gelebilir. Peki, Cumhurbaşkanı bu durumda ne yapacak?

Bir yandan Erdoğan, yüksek faiz oranları ve IMF'yi "affedilemez günahlar" olarak nitelendiriyor ve Bakan Albayrak'ı bulduğu her fırsatta yüzde yüz savunuyor. Diğer yandan ise, Türkiye'nin tek adamı Erdoğan, pratikliği ve 180 derece dönüşleriyle biliniyor. Rahip Bronson davasında bu durum açıkça görüldü: Terörist olmakla suçlanan Amerikalı rahibe karşılık, ABD'nin 2016 darbe girişiminin arkasında olduğu kabul edilen Fethullah Gülen'i iade etmesi gerektiğini öne süren Erdoğan, Trump'ın sosyal medyada Türk Lirasının değerini %50 azaltmakla tehdit etmesinin ardından rahibi serbest bıraktı.

Yani Türk Lirasının gidişatını merak ediyorsanız, Türkiye ekonomisini değil Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı anlamaya çalışmalısınız.