Türkiye Ofisi Daimi Temsilcisinden...

Dr. Hans-Georg Fleck
News04.01.2018
Dr. Hans-Georg Fleck

Sevgili Okuyucular,

Sevgili Meslektaşlarım ve Özgürlük için Friedrich Naumann Vakfı İstanbul Ofisi’nin Dostları,

Bugünlerde Türk-Alman ilişkilerinden bahsedildiğinde, insanlar konuya daha pozitif yaklaşıyorlar. O ‘kötü günler’ mazide kalmışa benziyor. Önümüzde ‘parlak bir gelecek’ uzanmasa da, her iki taraf için -en azından- daha az çekişmeli, daha az duygusal ve daha fazla pragmatik yaklaşımlar yer görülüyor.

Bir kez olsun, yazımın ön sözüne bu pozitif notla başlayalım istedim. Belki de kişisel olarak Türk-Alman ilişkileri ile pek ilgilenmiyor olabilirsiniz ancak bizim için, yani Naumann Vakfı çalışanları için, ikili ilişkilerdeki gidişat çok kritik bir önem taşıyor. Bu sene, pek çok Alman gazeteci ve STK aktivistinin Türkiye’de şüpheli suçlamalar ve koşullar altında tutuklu halde bulunması nedeniyle, bu ilişkilerin çalışmalarımız üzerindeki etkisini, bugüne kadar hiç hissetmediğimiz bir yoğunlukta hissettik. Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, serbest piyasa ekonomisini, seküler devlet yapısını ve azınlıklara karşı toleransı güvence altına almaya yönelik çalışmalar yapan Türk STK’lara, gelecekte destek verip veremeyeceğimiz  ihtimaline yönelik kaygılarımız gün geçtikçe daha da artıyor. Bu sene ilk defa ‘bireysel güvenlik’ konularını tartışmaya başladık. Vakıf ile olan 25 yıllık profesyonel kariyerimde ilk kez, ‘acil durumlar’ bir tartışma konusu haline geldi. Asıl önemli olan bu düşüncelerin haklı çıkıp çıkmaması değil, ülkedeki politik durumun bu düşüncelere yol açması ve bir ‘bilinmezlik’ duygusu yaratmasıdır. Peki, bunun için kimi suçlamalı?

Pozitif düşüncelerimize tekrar dönersek eğer: Çalışmaya devam ediyoruz. Türk toplumundaki ve politikasındaki temel liberal değerleri korumaya istekli insanlarla iş birliği yapmaya devam ediyoruz. Avrupa’dan vazgeçmeyen ‘öteki’ Türkiye’ye olan inancımızı sürdürmeye devam ediyoruz. İnsanlar, kendilerinin ve çocuklarının geleceğini modern, seküler, toleranslı, iyi eğitimli ve açık görüşlü bir Türkiye’de görmek istedikçe, bizler onlara inanmayı sürdüreceğiz. Neredeyse her gün, sadece Türkiye’de değil, Amerika Birleşik Devletlerin’de, hatta Avrupa’da bile, liberalizmin nasıl sınandığına tanık oluyoruz. Bazı politikacılardan ve medya organlarından aşina olduğumuz, birbirini suçlama alışkanlığını bir kenara bırakıp asıl bu zorluklarla yüzleşmeliyiz. Hızla globalleşen dünyada liberal demokrasimizin karşılaştığı zorluklar o kadar büyük ki; her sorunun kaynağı olarak popülizmi ya da “yalan haber” üretenleri öne sürmek anlamlı değil. Böyle bir yaklaşım, iklim değişikliğini ‘‘kötü niyetli çevrecilerin ya da serbest piyasa düşmanlarının uğursuz icadı’’ olarak gösterenlerin absürdlüğünden çok da farklı değil.

Konu, liberal değerlerin savunulmasına gelirse, olay henüz yeni başlıyor. Ve bu uzun ve yorucu bir mücadele olacak. Liberal değerler için mücadele verenlerin, kim olduklarının farkına varılması, bugünlerde o kadar da zor değil. Liberal ve evrensel değerlerin meşruiyetinin giderilmesine yönelik devam eden uğraşlara karşı birlik olmaya, her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Tekrardan: Vakfımız, hem Türkiye’de hem de dünyanın diğer pek çok yerinde liberal değerleri desteklemeye devam edecek. Bu ruh hali ile, bu sene 60. kuruluş yıl dönümümüzü hep beraber kutlayacağız.

Son olarak, sizlere, ailelerinize ve arkadaşlarınıza, 2017 senesini rahat ve sakin bir şekilde kapatmanızı ve 2018 senesine mutlu bir başlangıç yapmanızı diliyorum. Ümit ederim ki, 2018, sizin ve sevdikleriniz için sağlık dolu ve memnuniyet verici bir yıl olur.

Hans-Georg Fleck