Sabine Leutheusser-Schnarrenberger'in Print&more Röportajı

News26.08.2017
leutheusserschnarrenb2000x1125.jpg

Özgürlük için Friedrich Naumann Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger düşünce ve basın özgürlüğüne ilişkin görüşlerini PRINT&more dergisi ile yapmış olduğu röportajda paylaştı.

Özgürlük dünyada, Avrupa’da ve Almanya’da da şu an iyi bir konjonktürde yer almıyor. Bunun nedeni sizce nedir?

Sabine Leutheusser-Schnarrenberger Bütün dünyada özgürlük alanlarının daralmaya başladığı bir gerçek. Biz bunu her gün kendi proje çalışmalarımızda, özellikle uluslararası projelerimizde hissediyoruz. Bu durumun farklı sebepleri bulunuyor. İki örnek vermek gerekirse; Otoriter ya da milliyetçi tutum sergileyen hükümetler kendi vatandaşlarının özgürlüklerini kısıtlıyor. Gücün ele geçirilmesi; düşünce özgürlüğünün ve gösteri haklarının vatandaşın elinden alınmasıyla sağlanıyor. Aynı zamanda batı demokrasilerinde de bugünlerde, vatandaşlar terör tehlikesi ve asayiş sorunu nedeniyle özgürlük haklarından feragat etmeye hazır vaziyetteler – çoğu zaman biraz daha fazla hissedilen güvenlik için. 

Birçok insan özgürlüğü bir tehlike olarak algılıyor ve sorumluluklarını karmaşık problemlere kolay çözümler getireceğini vaat edenlere bırakıyor. Bu sizce insani bir tutum mu yoksa mantıksız mı?

Evet, insani fakat aynı zamanda yanıltıcı ve ne yazık ki tehlikeli de. Özgürlük içinde bir hayat beraberinde sorumluluk da getirir. Yaşadığımız dünya ve karşılaştığımız mücadeleler son derece karışık ve ülke sınırlarıyla sınırlı değiller. Bu nedenle benim dileğim, vatandaş olarak hepimizin tekrar bu sorumlulukları üstlenmemiz.

Filozof Richard David Precht’e göre; insan kendi özgürlüğünü tehlike altında görmüyorsa, özgürlük onun için artık pek önem taşımıyor. Özgürlüğümüze karşı gerçekleştirilen tehditkar saldırıları eskisi gibi fark edemiyor muyuz?

Aslında hayır,  biz vatandaş olarak özgürlüğümüze karşı olan cepheden saldırıları fark edip, buna karşı durabileceğiz. Kişisel verilen saklanması, buna karşı kazanılan davalar ve hala sürmekte olan tartışmalar bunun için güzel örnekler. Ama her şeyden önce Almanya’da endişe etmemiz gereken şey, özgürlük haklarımızın sessiz bir şekilde aşınmaya başlaması. Yavaşça kriterler yer değiştiriyor ve biz  devlet aracılığıyla veya internet üzerinden izleme/gözetleme politikası ile yapılan kontrol durumuna alışmaya başlıyoruz. Bu durum küçük küçük adımlar halinde gerçekleşiyor.

Friedrich Naumann Vakfı bütün dünyada daha bilinçli ve politik olarak aktiv vatandaşların ortaya çıkması için çabalıyor. Peki ne olmak zorunda ki, biz özgürlüklerimizin kısıtlandığı tehlikesini fark edelim?

Özgürlük hakları ile ilgili duyarlılık yaratılmalı öncelikle. Macaristan ve Polonya gibi bazı Avrupa ülkelerindeki, liberal olmayan demokrasilerde başvurulan fikir ve basın özgürlüğü kısıtlamaları ve buna yönelik gelişmeler sineye çekilmeden açık ve net bir şekilde eleştirilmeli. Çünkü bu durum, gerçek tehditin demokratik yollarla devletin başına geçmiş hükümetler tarafından da yaratılabileceğini gösteriyor.

Friedrich Naumannn Vakfı neden Raif Badawi’nin özgürlüğü için mücadele ediyor?

Friedrich Naumann Vakfı tüm dünyada insan hakları konusuna yakından bağlıdır. Raif Badawi kendi web sitesinde basın ve ifade özgürlüğü, hukuk devleti ve dini hoşgörü gibi liberal değerleri ve düşünceleri savunması ile tanınıyor. Liberal bir vakıf olarak zor durumda olan insan hakları savunucularını savunmak ve onların sesini duyurmasına yardımcı olmak bizim için çok asli görevimizdir. Her yıl verilen Raif Badawi cesur gazeteciler ödülü ile hem Badawi için hem de düşünce özgürlüğünün kısıtlandığı zorlu şartlarda çalışan diğer cesur gazeteciler için bir farkındalık yaratıyoruz. Bu insanlar bunu hak ediyor ve bizim desteğimize ihtiyaçları var.