Medyada Nefret Söylemi

‘Gâvur’ Söylemi Paneli
News07.12.2017
Medyada Nefret Söylemi

Friedrich Naumann Vakfı’nın katkılarıyla, ‘Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi’ çalışması kapsamında, 4 aylık medya izleme raporlarının Mayıs- Ağustos 2017 döneminin ve yazılı basında “gâvur” söylemine odaklanan ayrımcı söylem raporunun bulgularının paylaşıldığı panel, İdil Engindeniz’in moderasyonunda, 30 Kasım 2017’de Havak Salonu’unda yapıldı.

Panel, Medyada Nefret Söylemi İzleme raporlarının danışmanı, Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi İdil Engindeniz’in, medya, nefret söylemi ve ayrımcı dil kavramları hakkında yaptığı sunumla başladı. Engindeniz, nefret söyleminin çok çeşitli sebeplerinin ve etkilerinin olabileceğini vurgulayarak, lgbti+ bireylerden bahsederken yanlış kullanılan kavramların yarattığı etkilere dikkat çekti. Gazetelerdeki “lgbti’li” kelimesini örnek veren Engindeniz, bu kullanımın, kavramın doğrudan işaret ettiği cinsel yönelim ve kimliklerin üzerini örttüğünü ve yok saydığını belirtti. Engindeniz ayrıca, haberlerde duygulara seslenmenin ayrımcılığı ve önyargıları körüklediğine değinerek, nefret söyleminin bir duygu değil, yapısal bir sorunun parçası olduğunu ve nefret söylemiyle mücadele ederken birkaç gazeteyle değil bir sistemle mücadele edildiğini belirtti.

İdil Engindeniz’in ardından söz alan Araştırma Koordinatörü Funda Tekin, ‘Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi’ çalışmasının Mayıs-Ağustos 2017 dönemine dair bulgularını aktardı. Belli gruplara yöneltilen nefret söyleminin ülke ve dünya gündeminden bağımsız düşünülemeyeceğini vurgulayan Tekin, giderek artan Suriyelileri yönelik nefret söyleminden örnekler sundu. Tekin ayrıca, Yahudilerin, dönemin nefret söylemi istatistiklerinde ilk sırada yer almasının, Temmuz ayından sonra artan İsrail-Filistin çatışmalarıyla ilişkisine vurgu yaptı.

Son olarak, Proje Araştırmacısı Ezgi Kan, Aralık 2016-Nisan 2017 dönemini kapsayan Yazılı Basında ‘Gâvur’ Söylemi raporunun bulgularını paylaştı. Kan, tarihsel, sosyolojik ve dilbilimsel olarak çeşitli çağrışımlarla yüklü olan ‘gâvur’ kelimesinin, Müslüman olmayan kimliklerin merhametsizlik, zalimlik ve düşmanlıkla ilişkilendirildiği bir bağlamda kullanılmasına dikkat çekti. Kavramın kullanımının taranan dönemin siyasi gündemiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirten Kan; dini referanslar ve tarihsel düşmanlık algısıyla bağlamın inşasına, kavramın siyasi bir propaganda aracı olarak kullanımına ve gâvur söylemine yönelik eleştirel yaklaşımlara dair örnekler sundu.

Yeni bir dil yaratılmasının olanaklarının tartışıldığı panel, izleyicilerin katılımıyla gerçekleşen soru-cevap bölümüyle sona erdi.