“2017 Almanya Federal Seçimleri ve AB – Türkiye İlişkilerin Geleceği”

EURO Politika
News13.03.2018
EURO Politika

EURO Politika Dergisi’nin ‘Özgürlük İçin Friedrich Naumann Vakfı’nın (FNF) desteği ile yürüttüğü “Türkiye – Almanya İlişkileri Paneli” ve “Gümrük Birliği Çalıştayı” projesinin ilk ayağı olan “2017 Almanya Federal Seçimleri ve AB – Türkiye İlişkilerin Geleceği” konulu panel 3 Mart 2018 tarihinde İstanbul Point Hotel’de (Taksim) gerçekleştirdi. Bu panel toplantısında hükümetin oluşturulması için koalisyon kurulmasının önündeki engeller, kamuoyunda popülist ve aşırı siyasal eğilimim artmasının yarattığı kaygılar, dış politika, güvenlik, savunma ve AB ilişkilerine bu eğilimin ne yönde dönüşüme neden olacağı tartışılmıştır. Ayrıca söz konusu bu belirsizliklerin önümüzdeki dönemlerde Türkiye-AB ilişkilerinde ne gibi dönemeçlere yol açabileceği üzerinde durulmuştur.

Tek oturumda gerçekleşen panelin açılış konuşmasını Liberal Demokrat Parti eski genel başkanı Cem Toker gerçekleştirmiştir. Sayın Toker, Türkiye–Almanya ilişkilerinin Türkiye–AB ilişkileri anlamına geldiğini, ikili ilişkilerin bu açıdan okunması gerektiğinin önemini dile getirerek gerek güçlü ticari bağlar gerekse uzun yıllardır Almanya’da yaşayan Türkler nedeniyle derin ilişkileri olan iki NATO müttefiki arasında özellikle Türk Hükümeti tarafından kullanılan iç siyasette prim getiren popülist söylemlerde ikili ilişkilerde kalıcı hasara yol açacak üsluptan uzak durulması gerektiğinin altını çizmiştir.

Açılış konuşmasının ardından Başkent Üniversitesinden Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyesi Dr. Sezgin Mercan’ın başkanlığında panelin ilk konuşmacısı olarak Kadir Has Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Serhat Güvenç “Alman–Türk Savunma İş Birliği” konusu üzerine yaptığı konuşmasında; 1974 yılında Kıbrıs harekatının ardından ABD’nin Türkiye’ye uygulamış olduğu ambargo sonucunda Almanya’nın TSK’nın ayakta kalmasını sağlayan bir güç olduğunun, söz konusu bu işbirliğinin 1990’ların başında ve 1999’da Türkiye’nin AB’ye aday üye olması sonucu ikili ilişkilerin olumlu bir seyir sürdüğünün altını çizerek son zamanlarda yaşanan İncirlik meselesi ve Konya hava üssü gibi iki ülke arasında krize neden olan sorunların Almanya ve Türkiye’nin müttefik ilişkilerine gölge düşürmeyeceği hatta askeri ilişkiler açısından silah satışı bağlamında 1990’ları çağrıştıran bir evreye girmiş olabileceğimiz konusunda dikkatleri çeken açıklamalarda bulunmuştur.

Panelin bir diğer konuşmacısı olan İstanbul Medipol Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim görevlisi Prof. Dr. Mert Bilgin “Uluslararası Siyaset Bağlamında AB–Türkiye İlişkileri” konulu konuşmasında; Soğuk Savaş’ın bitmesiyle kendini soğuk savaşla birlikte var eden kurumların gerekliliğinin sorgulanmaya başladığını ve bu durumun ülkelerin iç politikalarında da büyük etkiler oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mert Bilgin, uluslararası siyaset bağlamında artık Neo-Realizm “yani herkes kaybetsin ama ben daha az kaybedeyim” anlayışının entegrasyonda yerinin olmadığını belirtmiştir.

Üçüncü konuşmacı olarak Bahçeşehir Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölüm başkanı ve öğretim üyesi Doç. Dr. Ebru Canan Sokullu “Almanya Seçimlerinde Seçmen Davranışları” konulu konuşmasında; 2017 yılında Almanya’da gerçekleşen Federal seçimlerde çıkan sonucun sadece Almanya siyaseti için değil tüm Avrupa ülkelerin üzerinde düşünülmesi gereken bir gelişme olduğuna; Almanya seçimlerinin doğru analiz edilmesi, toplumsal dinamikleri anlayabilme ve en önemlisi Ulusal ve AB politikalarına yön verilmesi açısından önem arz ettiğine dikkatleri çekmiş; II. Dünya savaşından sonra en büyük radikal zaferi elde eden Almanya İçin Alternatif Parti (AfD)’nin başarısının arkasında ‘yabancı karşıtlığı’, ‘İslam karşıtlığı’ ve ‘terör’ gibi en önemli üç temel argümanın olduğunu; bu tür söylemlerin Almanya’da artan ırkçı eğilimi mobilize ederek dört yıllık bir geçmişe sahip AfD’nin  önünü açtığını dile getiren açıklamalarda bulunmuştur.

Panelin bir diğer konuşmacısı olan İktisadi Kalkınma Vakfı Genel Sekreteri ve Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğretim görevlisi Doç. Dr. Çiğdem Nas, “Almanya’nın AB’deki Rolü ve Türkiye-AB İlişkilerin Geleceği” başlıklı konuşmasında; Almanya’nın bugüne kadar liderliğinin daha çok ekonomik alandayken son yıllardaki gelişimler artık siyasi olarak Almanya’nın her ne kadar gönülsüz hegemon bir güç olsa da siyasi alanda bir liderliğe doğru evirildiği konusunda dikkatleri çekmiş; bunda Trump ve Brexit faktörlerinin önemli olduğunu zira Trump’ın “AB kendi kaderini ele almalı” söylemlerini hatırlatarak, Brexit sonrası bir liderlik boşluğu oluştuğunu, söz bu boşluğu ve reformları da Almanya’nın Fransa’nın partnerliğinde doldurabileceği açıklamalarında bulunmuştur.  

Panelin beşinci konuşmacısı olan Beykent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğretim görevlisi Dr. Ozan Örmeci, “Almanya’da Sol’un Azalan Etkisi” konulu konuşmasında; geçmişte aşırılıklardan (Nazizm) oldukça olumsuz yönde etkilenmiş ve bu nedenle tüm dünyada günümüzde bile zaman zaman vatandaşlarının olumsuz önyargı ve muamelelere maruz kalabildiği bir devlet olarak Almanya’nın sosyal demokrasi ve liberalizm gibi çağdaş ve demokratik ideolojilerle yönetilmeye devam etmesi gerektiğini dile getirmiş; Almanya’nın geçmişe sünger çektiğini göstermesi ve serbest piyasa ekonomisi sayesinde yeniden bir dünya devi haline gelmesi nedeniyle ‘bir rol model ülke’ olarak görülmeye başladığının, bu konuda en önemli sorumluğun ise Sosyal Demokrat Parti (SPD)’ye düştüğünün önemini belirten açıklamalarda bulunmuştur.

Panelin son konuşmasını ve aynı zamanda Moderatörlüğü’nü de yöneten Dr. Sezgin Mercan ise “Türkiye–Almanya–AB Arasında Dış ve Güvenlik Politika Ortaklığı” konusunda yaptığı konuşmasında; Almanya ve Türkiye arasında normatif zeminde anlaşmazlıkların olduğunun, Almanya’nın küresel ve bölgesel etkinlik için Türkiye ile iş birliği yapılması gereken bir aktör olduğunun önemine değinmiş; son zamanlarda Almanya’nın Avrupa güvenliğinde ve NATO’da etkinliğini artırma çabalarında en büyük müttefiki olarak Türkiye ile işbirliği yapması gerekliliğini işaret eden analizlerde bulunmuştur.